Archive for the ‘Kilo Almak’ Category

Kilo Alma İle İlgili Ürünler

Posted by: admin   
Kasım 12th,
2007

uygulamak ve kilo vermede olduğu gibi yavaş kilo alınmasını hedeflemek önemlidir.

Araştırmalara göre bir sporcunun kilo kazanması haftada 300-600 gr civarında olmalıdır. Bunun aşağısı veya yukarısı pek iyi sonuçlar vermemektedir. Bunun için temelde, genel olarak günlük enerji gereksinimine ilave edilecek 1000 kalori fazlalık yeterli olacaktır. Egzersiz programlarında çalışma açısından da, her kas grubu için az hareket, az set ve tekrarlar uygulanacaktır. Beslenmeye gereğinden fazla yer vermek ise, gereksiz yağ birikme sorunu yaratacaktır.

Burada amaç kas kütlesinin artmasını sağlamaktır. Bu nedenle kilo artışı, uygulanmakta olan sporla birlikte yürütülürse sağlıklı ve verimli olacaktır. Aksi halde fazla kalori alımından dolayı sağlanan kilo artımı yağlanma sorunu yaratacaktır.

Kilo verme programlarında olduğu gibi, kilo alma çalışma ve tekniklerinde de önemli olan temel unsur öğün sıklığı ve beslenme maddelerinin çeşididir. Mutlaka iyi bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve 3 ana öğün dışında iki kez de ara öğün alınmalıdır. Bu öğünler de genellikle çeşitli besinlerden alınan kaliteli protein ve karbonhidrat içeren yiyeceklerden oluşmalıdır.

Bitkisel proteinlerde, vücut için hayati önemi olan amino asitler bulunmadığından, hayvansal proteinlerce zengin bir beslenme uygulanmalıdır. Ancak maddi sorunlar nedeniyle, hayvansal proteinlere ağırlık verilememesi durumunda, beslenmeyi en azından günde 1 kilo kadar sütle takviye edip, buna 1 yumurta ilavesi ile bu eksiklik giderilebilir. Vejeteryenler’in ise sportif aktiviteleri bu nedenle sorun olabilir. Bunu gidermek için, fındık, ceviz gibi kuru yemişleri, tahıl, baklagiller ve çeşitli kök bitkileri birarada beslenme programlarına alarak, eksik amino asitleri tamamlayıcı bir, çeşitli gıda uygulamasına gidebilirler.

Büyüme çağında spor yapanlarda ise beslenme daha çok önem kazanmaktadır. Aileler genellikle çocuklarının spor yaptığını düşünerek düzgün ve çeşitli besinler içeren sofralar hazırlarlar. Fakat aile yaşantısı düzenli olmayan yetişme çağındaki sporcular tek yönlü dengesiz beslenme alışkanlıkları ile karşı karşıya kalırlar. Örneğin sandviçler, hamburger, lahmacun, tost vb. gibi yiyecekler temel besin haline gelmektedir. Hatta normal aile yaşantısı olanlar dahi bu tür beslenme alışkanlıklarını sürdürmektedirler. Bu durumlarda dahi beslenme mutlaka protein içeren yiyeceklerle takviye edilerek, eğitici ve yöneticilerin de konuyu takip etmek suretiyle, beslenmenin normal hudutlar içine alınmasını sağlamaya çalışarak takip etmesi mümkündür.

Bunların dışında yiyeceklerin mutlaka temiz ve beklememiş olması, vitamin içeriğinin de korunmuş olması çok önemlidir.

Hamilelik Öncesi İdeal Kiloya Ulaşın

Posted by: admin   
Kasım 12th,
2007

AŞIRI zayıflık ya da şişmanlık kısırlığa neden olabiliyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, kadınların son yıllarda uyguladığı diyet ve ağır sporların, bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiğini, bunun da adet düzensizliklerine neden olduğunu söyledi. Hamilelikte az kilo almak da sakıncalı. En az 8, en fazla 20 kilo alınması en ideali. Türkiye’de gebe kalmadan önce kadınların muayeneden geçme alışkanlığının olmadığını ifade eden Prof. Dr. Hakan Yaralı, ”Gebelik planlanmalı. Planlama sayesinde Hepatit B aşıları tamamlanabilir, vücudun ihtiyaç duyduğu folik asit gibi vitaminlerin takviyesi yapılabilir ve şeker hastalığı kontrol edilebilir” dedi.

Kilo Alamamak ‘da Dert

Posted by: admin   
Kasım 12th,
2007

Pek çok kişi zayıflamak için elinden geleni yaparken, kilo almak için çabalayanlar da var. Daha çok genç erkeklerin kilo almaya çalıştığını belirten diyetisyen Dilara Koçak “Zayıflamak isteyenlerin işi daha kolay” diyor
Diyet yapanların ne kadar sıkıntı çektiğini yapan da çevresinde olanlar da bilir. Sporla ya da az kalorili diyet reçeteleriyle kendini perişan edenlerin, her duyduğu diyeti uygulayanların sayısı az değil. Ancak diyetisyenlerin kapısını aşındıranlar sadece kilo vermek isteyenler değil. Pek çok kişinin zayıflamak için verdiği mücadelenin tam tersini kilo almak için verenler de var.
“Kilo alma programları”yla diyetisyenlere giden, zayıflıktan mustarip bu azınlığın işi ise kilo vermek isteyenlerden daha zor! Bir zayıflama diyetinde ayda dört-altı kilo verilebilirken, kilo alma programlarında ayda iki kilo almak başarı olarak kabul ediliyor.
Uzman diyetisyen Dilara Koçak, kilo alma problemi yaşayanların vücut yağı çok az olduğu için hızlı metabolizmaya sahip olduklarını ve yediklerini çabuk yakıp kilo almakta zorlandıklarını söylüyor. Az kilonun sosyal ve psikolojik sorunlara neden olabildiğini belirten Koçak, şöyle diyor:
“Normal kilosunun altında olmak özellikle genç erkek ve kadınlarda beğenilme ve kıyafet seçiminde tahmin edilenden çok daha fazla stres yaratıyor. Başvuran hastalarımın çoğu istediği kıyafeti giyememekten şikayetçi, hatta erkekler için yaz ayları ayrı bir kabus. Çünkü mayo giymek istemiyorlar.”
“Çok zayıf olmak az besin tüketimine bağlıysa veya çok yemeye rağmen kilo alınamıyorsa farklı sorunların habercisi olabilir” diyen Koçak, aşırı zayıflarda, özellikle vücut yağı çok düşük olan kadınlarda kadınlık hormonunun bu durumdan etkilenebildiğini, bu durumun adet düzensizliklerine neden olabildiğini belirtiyor.

En çok genç erkekler şikayetçi!
Kendisine başvuran yaklaşık 100 kişiden 2-3′ünün “kilo alamama” sorunu olduğunu belirten Koçak, daha çok genç erkeklerin kilo almak istediğini söylüyor. Kilo alamayan kişilerde saç dökülmesi, tırnak kırılması, uyku hali, sinirlilik, üşüme gibi sorunların ortaya çıkabildiğini belirten Koçak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yaşıtlarına göre daha az kilo alan, özellikle ergenlik çağındaki erkeklerde bu sorun psikolojik bir baskı oluşturuyor, komplekse girmesine yol açıyor. Genç kızlar ise zayıf kalmaktan mutlu olduğu için erkekler kadar çok gelmiyor. Erkeklerde atletik olma gibi bir merak olduğundan başvuranların çoğunu onlar oluşturuyor.”
Diyetisyen kontrolünde yapılmadığı takdirde alınan kiloların vücutta orantısız dağıldığını, göbeklenmeye yol açtığını kaydeden Dilara Koçak, kilo alma programlarında neden daha çok zorluk çekildiğini şu cümlelerle özetliyor:
“Kilo kazanımında ayda iki kilo almak başarılı kabul ediliyor. Yedirmek zor. Her öğünün yenmesi lazım, ‘Öğün atladım, telafi ederim’ demekle olmuyor. Özellikle yatmadan önce yenen öğünün çok büyük avantajı var. Bu kişiler genelde yağlı, şekerli yiyeceklerden hoşlanmıyor. Çeşit bulmakta güçlük çekiyoruz. O yüzden sevdiği-sevmediği yiyecekleri çok iyi bilip çok daha yaratıcı olmak zorundasınız. Zayıflamak isteyenlerin çok fazla seçenekleri var. Her şeyin light’ı var. Ama kilo almak isteyenler için sınırlı sayıda ürün var. Üstelik bunların fiyatları çok daha yüksek, herkes alamıyor.”

Günde altı öğün beslenmek ve ağırlık çalışması yapmak şart
Kilo alma programlarının temel amacının harcadığından fazla kalori almak olduğunu kaydeden Koçak, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu her şeyi yemek veya ne bulursan atıştırmak anlamına gelmiyor. Disiplin ve programlı beslenmek önemli. En az altı öğün beslenmek ve takip eden öğünler arasında iki-üç saati geçmemek önemlidir. Yağlı tohum tüketimi (fındık, fıstık, ceviz, badem) küçük hacim içerisinde çok fazla enerji bulundurması ve faydalı yağlar içermesi açısından büyük avantaj sağlar. Ayrıca sağlıklı kilo ve kas hacmi artışı için haftada iki-üç kez mutlaka ağırlık çalışması yapılmalı.”

Başarılı bir kilo alma programı için…

Kalorisi yoğun olan besinleri seçin. Böylece daha az hacimli besin midenizde daha az yer kaplar fakat daha fazla enerji sağlar. Kuru meyveler, süte süt tozu eklenmesi, salatalara enerji değerini artırıcı zeytin veya avokado ilavesi, patates ile ekşi krema veya mayonezli salata yapılması gibi.
Daha sık yemek yiyin. Az ve sık beslenerek midenizin daha fazla yemek almasına müsaade edin, iştahınızı zorlayın.
Sıvı gıda ve içecekleri yemekle birlikte değil, yemekten 30 dakika önce veya sonra tüketin. Böylece yemeklere midenizde daha çok yer kalır.
Besin değeri yüksek içecekleri tercih edin. Diyet içecek, soda yerine meyve suyu, süt veya milk shake için.
Yatmadan önce mutlaka ara öğün yiyin. Hazmı zor olmayan enerji değeri ve karbonhidrat içeriği yüksek yumuşak besinler tercih edin (Muzlu-ballı süt veya meyveli, ballı, cevizli yoğurt gibi).
Midede hacim oluşturacak sulu gıdaları, çorbaları, salataları çok tüketmeyin.
Sebze-meyve yanında mutlaka ekmek, makarna veya pilav yiyin.
Yağa yüklenmeyin. Aşırı yağlı yemek, tokluk hissi verebildiğinden bir sonraki öğünde acıkmayı engeller. Yağ dikkatli tüketilmezse kolesterolün yükselmesine yol açar. Her gün fast food, patates kızartması yemeyin.

İştahsızlıkla baş etmenin yolları

Renkli yemekleri tercih edin. Pizza içerdiği yoğun enerji, renk ve malzeme çeşitliliği ile iyi bir örnek.
Yalnız yemek yerine arkadaşlarınızla birlikte yiyin.
Yemeklerinizin taze ve aromalı olmasına özen gösterin. Taze ekmek veya kek kokusu iştahınızı açabilir.
Yemek sırasında iş, sınav, eski sevgili gibi stres yaratabilecek konuları konuşmayın.
Sevdiğiniz besinleri elinizin altında bulundurun; arabada, ofiste veya evde kolayca görebileceğiniz yerlere yerleştirin.

Bol kalorili içecek tarifi

Yüksek enerji almak için besinleri ezin, karıştırın veya farklı tarifler geliştirin. Milkshake gibi içecekler için. Masaya 1 bardak süt, 8 bisküvi, 10 fındık, 1 yemek kaşığı bal, 1 külah dondurma servisi yapıldığında hepsini bitirmek çok zor gelebilir ancak bunları mikserde karıştırarak bir su bardağına sığdırabilir, böylece bir defada çok yoğun enerji içeren besini kolayca tüketmiş olursunuz (yaklaşık 750 kalori). Gece yatmadan önce tercih edilebilir!

Vücudumuzun 7 Enerji Kaynağı - Vitaminler

Posted by: admin   
Kasım 12th,
2007

B-2 VİTAMİNİ:
Gerçek bir enerji deposu olan B-2 vitamini kanda alyuvarların oluşmasını sağladığı için derinin, özellikle de gözlerin sağlığı açısından çok önemlidir. Aşırı alkol, bu vitaminin en büyük düşmanıdır. Ayrıca antibiyotikler ve sakinleştiricilerin de vücutta B-2’yi azalttığı unutulmamalıdır. B-2 vitaminini en çok el edebileceğimiz besinlere gelince: Et, tavuk eti, balık, süt ve süt ürünleri, turp, ıspanak, yumurta, mısır ve beyaz undan yapılmış ekmek bu gıdalardan bazılarıdır.

B-6 VİTAMİNİ (PYRİDOXİNE):
Bağışıklık ve sinir sistemimizin en büyük destekçisi olan B-6 vitamini, vücudumuzun proteinleri ve yağları öğütmesine yardımcı olur. Bilindiği gibi vücuda oksijeni dağıtan hemoglobin yine B-6 vitamini sayesinde meydana gelir. En önemli işlevlerinden biri de mekanizmamızın depresyona karşı direnmesini sağlayan serotonini oluşturuyor olmasıdır. B-6 vitamini bakımından da aşırı alkol, sigara ve kan basıncı düşüren ilaçlar oldukça sakıncalıdır. Tavuğun göğüs eti, böbrek, karaciğer, yumurta, pirinç, soya fasulyesi, yulaf, fındık, fıstık, muz, patates, avokado ve somon balığı en fazla B-6 vitamini içeren besinler arasında yer almaktadır. Fazla oranda ve uzun süre kullanılması sinirlere zarar verebilir.

FOLİK ASİT:
Hücre oluşumunu sağlayan Folik Asit sağlığımız açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Öyle ki Folik Asit’in vücutta azalması kanser ve kansızlık riskini gündeme getireceğinden, ihmal edilmemesi gereken unsurlardan bir tanesidir. Folik Asit yetersizliği doğacak bebeklerin özürlü olma tehlikesine neden olduğundan anne adayları bu konuya daha fazla dikkat etmelidirler. Çok fazla aspirin kullanmak, kolestrol düşürücüler, doğum kontrol hapları, sara ilaçları ve alkol de vücuttaki folik asit miktarını azaltır. Aynı zamanda yaşlılık Folik Asit depolarını eriten bir başka etken olarak gösterilebilir. Folik Asit bakımından; karaciğer, yumurta sarısı, ıspanak, yeşil yapraklı sebzeler, brokkoli, portakal ve portakal suyu oldukça zengindirler. Folik Asit’in fazlası B-12 vitaminin eksikliğinin ortaya çıkmasını önler, bu da sinirlere zarar verebilir.

KALSİYUM:
Kalsiyum vücudumuzun en önemli destekçilerinin başında gelir. Çünkü kemiklerin ve dişlerin güçlenmesi, alınan kalsiyum miktarıyla doğru orantılıdır.

Kalsiyum ayrıca kaslar ve sinirler için de oldukça önemli bir mineraldir. Kanın pıhtılaşmasını sağlar ve kalın bağırsak kanserine karşı en güçlü silahtır. Hamilelik, emzirme ve menapoz dönemleri ayrıca kafeinli içecekler vücuttaki kalsiyumu azaltacağından, bu gibi dönemlerde alınan gıdalara daha özen gösterilmesi gerekir.

Süt ve süt ürünleri, mısır, sardalya balığı, kalamar, ıstakoz ve brokoli bol miktarda kalsiyum içeren besinlerdir. Gereğinden fazla alınan kalsiyum; demir, çinko, fosfor ve magnezyumun emilmesini engelleyebilir.

MAGNEZYUM:
Magnezyum, vücut sağlığı açısından çok önemli rolü olan bir mineraldir. Proteinlerin kana karışmasını, kasların ve sinirlerin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayan yine magnezyumdur. Yaşlılar, diyet yapanlar ve alkollü içki kullananlar magnezyum takviyesine ihtiyaç duyan kesim arasında yer alır. Magnezyum yetersizliği iştah kaybına, depresyona, kasların zayıflamasına ve zaman zaman göz kararmasına sebep olabilir.

DEMİR:
Kanın, oksijeni vücuda dağıtmasına sağlayan hemoglobin, demir sayesinde oluşur. Regl ve hamilelik dönemleri vücuttaki demir seviyesini azaltan faktörlerdendir. Aynı zamanda yaşlılar, diyet yapanlar, vejeteryanlar da önlem almalıdırlar çünkü demir eksikliği anemi (kansızlık) hastalığına neden olur. Kırmızı et, balık türleri, kuru fasulye, kurutulmuş meyve, yumurta sarısı ve yeşil yapraklı sebzeler, demir içeren besinlerden bir kaçıdır. Yüksek dozda alınan demir, kalp risklerini çoğaltır. Küçük çocuklarda çeşitli semptomlara hatta ölüme bile neden olabileceğinden dozajı konusunda dikkatli olunmalıdır.

ÇİNKO:
Çinko, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi bakımından bolca ihtiyaç duyulan bir mineraldir. Çinko eksikliği vücudu enfeksiyonlara karşı dirençsiz kılacak, ayrıca tat ve koku duyularını da zayıflatacaktır. Özellikle diyabet ve böbrek hastaları çinko eksikliği tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Kırmızı et, yumurta, deniz ürünleri, fasulye, bezelye ve fındık bol miktarda çinko içerir. Yüksek oranda alınması ishal, saç dökülmesi, tırnak kırılması, yorgunluk, sinir sisteminde istem dışı hareketlere gibi belirtilere neden olabilir.

ŞİŞMANLAMAK İSTİYORUM

Posted by: admin   
Kasım 12th,
2007

Bedenize uygun kıyafet bulamıyorsunuz. Hem de fazla kilolardan değil!! Çünkü giydiğiniz herşey üstünüzden düşüyor. Herkes diyetle, egzersizle zayıflamaya çalışırken , siz kilo almak için çabalıyorsunuz.. Ancak ne yaparsanız yapın kilo alamıyormusunuz.. öyleyse bu yazı tam sizin için..

Vücudun, normal ağırlığının 10-15 kilo altında olamsına zayıflık, 15- 20 kilonun altında olmasına ciddi zayıflık deniyor. Örneğin 1.60 cm. Boyundaki bir kişinin ideal kilosu 54 kg. Olarak değerlenriliyor. Bu boydaki kişi 46- 48 kilo arasında bir kiloya sahipse zayıf, 43- 46 kilo arasında hafif zayıf, 42 kilonun altındda ise ciddi zayıf olarak değerlendiriliyor. Beslenme Uzmanı Dr. Feryal Erverdi “ Kişinin normal kilosunun 10 kilo altındaki ağırlığı, eğer bir sağlık problemi yaratmıyorsa biz doktorlarca sakıncalı bulunmuyor” diyor. Zayıflık çocuklarda görülüyorsa gelişim olumsuz yönde etkilenebilir eğer yetişkinlikte görülüyorsa iş verimi düşüyor.

Genelde zayıflığın kaynakları genetik olarak söylenebilir. Bunun yanında Hormonal düzensizlikte çok önemli.Hayati organların çalışmasını ifade eden bazal metabolizmanın hormonlar sağlıyor. Bu hormonlar tiroid bezinden salgılanan T3 ve T4 hormonları . Zayıf ikşilerin bazal metabolizmalarının daha hızlı çalışmasının en önemli nedeni bu hormonlarınb fazla salgılanması, bu da metabolizmanın hızlanmasına, dolyasıyla besinlerin daha hızlı yakılmasına nedne oluyor. Sonuçta kilo alınamıyor.Vücut bileşenleri de zayıflığın ya da şişmanlığın nedenlerinden. Yani iki kişi aynı yiyeceklere yese bile biri kilo alırken diğeri kilosunu koruyabiliyor ya da zayıf kalabiliyor. Bunda vücut bileşenlerinin etkisi büyük. Kimi kişilerin vücudunda yağlı doku ya da yağ depolayan hücreler fazlayken, kimilerinde az olabiliyor. Buna göre yağ depolayan hücre sayısı fazla olan kişilerin kilo almasaı da o derece kolaya diyebiliriz.

Zayıflığın Etkileri..
Kötü görünüm: Belki manken gibi zayıf bir görünüm bir sınıra kafar hoş olabilirç Ancak hayati çizgi aşıldığında ortaya hiç de hoş olmayan bir vücut çıkıyor. Giyilrn hiçbir şey uygun olmuyor, bedene göre kıyafet bulunmuyor.

Ciltte kırışıklık: Aşırı derecede zayıflık cildin kırışmasına ve daha çabuk yaşlanmasına neden oluyor. Çünkü yeterli beslenilmediği için cildi canlı tutan E ve C vitaminleri alınamıyor, bunun yüzünden cilt beslenemiyor, gerekli nemi besinlerden ya da sıvılardan alamadığı için cilt kırışık görünüyor. Ayrıca ciltte kuruluk , gevşeklik diğer olumsuz etkilerden.

Çabuk yorulma: Yeterli beslenilmediği için bağırsaklardan kana geçen besin maddeleri organlar için de yeterli olmuyor. Bunun için metabolizma kendini güvence altına alıyor. Daha az enerji harcamak için hareketler daha yavaş yapılıyor. Ani hareketler , tempolu yaşam karşısında metabolizma bu eforu karşılayamadığından kişiler çok çabuk yoruluyor, bu da sosyal yaşamı engelliyor.
Baş dönmesi: Özellikle ani kalkışlar da göz kararması ve baş dönmesi meydana geliyor. Yeterli ve dengeli beslenilmediği için dolaşımdaki kan, ağırlığını hayati organlarda yoğunlaştırıyor. Ani kalkışlar ve hareketlerde baş dönmesi ve göz kararması ortaya çıkıyor.

Anemi: Kansızlık, yeterli beslenmemenin getirdiklerinden.

İshal: Metabolizmanın hızlı çalışmasına bağlı olarak ishal görülüyor.

Adet düzensizliği: Yine metabolizmanın hızlı çalışmasına ve dengesiz beslenmesine bağlı olarak adet kanamalarında düzensizlik oluşuyor. Özellikle tiroid hormonlarının fazla salgılanması durumunda zayıflıkla birlikte adet düzensizliği en sık görülen belirtilerden.

Nabız atışında bozukluk: Bredikardi ve taşikardi, yani nabız atışının hızlı ya da yavaş olması zayıflığın etkilerinden.
Kalp- damar- hastalıkları riski: Eğer zayıf kişi sigara veya alkol kullanıyorsa, kalp-damar hastalıklarına yakalanma riski yükseliyor.

Sinirlilik: Obes yani şişman insanlar neşelidirler. Ama zayıf insanlar aksine çabuk kızan bir yapıya sahiptirler. Bunda yetrsiz beslenmenin etkisi çoktur . Vücut gerekli vitaminleri ve mineralleri karşılamadığında sinir sisteminde bozukluklar , yorgunluk ortaya çıkıyor. Bazı vitaminlerin insanı rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisinin olduğu artık bir gerçek . Bünyedeki vitamin dengesizliği kişinin sinir sistemi etkileniyor. Ayrıca T3 ve T4 hormonları zayıf kişilerde fazla salgılandığı için sinrlilik, el titremesi, terleme, ishal, yorgunluk, adet düzensizilği gözükür. Bağışıklık sisteminin zayıflaması: Zayıf kişiler immün sistemi yani bağışıklık sistemi de zayıftır. Bu nedenle hastalıklara daha çabuk yakalanıyorlar. Dış etkenlere karşı dirençlerinin düşük olması yüzünden hastalıkları diğer hastalara oranla daha ağır geçiyor.

Nasıl Kilo Alınır?
Öncelikle zayıflığın nedenini anlamak gerekiyor. Eğer hormonal nedenlerden dolayı zayıflık meydan agelmişse, hormon tedavisi olmak yeterli oluyor. Parazit gibi asalaklardan dolayı ise ağızdan alınan ialçlarla tedavi yapılıyor. Parazit ya da kurt gibi asalak canlılar ortadan kaldırıldığında kendiliğinden kilo alınabiliyor. Ancak eğer beslenmeden kaynaklanıyorsa beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi gerekiyor. Bir de kilo alınırken bu ister istemez yağ olarak depolanıyor. Yani kilo alınırken yağlanmak kaçınılmaz. Ancak iyi bir beslenme düzeniyle en aza indirmek mümkün . Zayıf kişiler için sofra düzeni yemeğin ısısı, mönü çok önemlidir.

Kişinin günlük enerjisi saptandıktan sonra + 1000 kalorilik enerji eklenerek bir tedavi uygulanılır. Bu yüzden ilk önce beslenme alışkanlığı saptanır. Öğünler artırılır ve üç ara üç ana öğün olarak düzenlenir. Ara öğünlerin içeriği besin değeri yüksek yiyeceklerden oluşmalıdır.

Enerji daha çok karbonhidratların çoğaltılmasıyla sağlanmalıdır. Yağlarda yapılan artış bulantıya sebep olmaktadır.

Diyet proteini 1,5 gr\kg şeklinde ayarlanmalıdır. Proteini daha yüksek vermek mümkün olmakla beraber bazı amino asitlerin serotonini arttırmalarıyla iştahsızlık oluşur. Bu yüzden proteini daha fazla arttırmak olumsuz etki yapar.

Diyetin vitamin ve mineral içeriği zengin olmalıdır. Özellikle B grubu vitaminler yoğun verilmelidir. Bu gruptaki vitaminler iştah artışı sağlarlar.

Diyetin en önemli özelliklerinden biriside hacim yönünden az besin kalitesi yönünden zengin besinlerden oluşturulmasıdır.

Mükemmel Sofra
Dr. Feryal Erverdi “ Bunun için sofranın düzeni, yemeklerin ısısı, seçilen menü yani yemekle ilgili herşey mükemmel olmalı” diyor. Akşam yatmadan birkaç saat önce ise mutlaka birşeyler atıştırmakta fayda var. Çünkü gece uykudayken metabolizma yavaşlıyor. Yani yatmadan önce tenilen yemekler kilo olarak geri dönüyor. Bir de yağlı yiyeceklerden çok proteinli yiyeceklere yönelmek gerekiyor. Tabi ki enerji açısından karbonhidratlı yiyeceklerin de menü de olması lazım. Özellikle mısır, pirin., yulaf, buğday, ve bu ürünlerden yapılmış yiyeceklere yönelmke gerekiyor.

« Previous Entries    |    


XML-Sitemap